Thunderbird, Hotmail ve YahooGmail, Hotmail ve Yahoo şu anda dünya çapında en çok kullanılan e-posta servislerinden. Gmail, sunduğu pop3 özelliği ile diğer ikisinden ayrılıyor. Hotmail ve Yahoo ise pop3 özelliği sunmadıkları için, kullanıcıları her defasında web üzerinden postalarını kontrol etmek durumunda kalıyorlar. Fakat bu yazıda, artık bu duruma bir son vereceğiz 8)

Ne yapacağız?

Birazdan anlatacak olduğum işlemleri Hotmail üzerinden gerçekleştireceğim. Yahoo kullanıcıları da benzer adımlarla aynı sonuca ulaşabilirler. Sonuçta, Thunderbird içerisinden Hotmail’deki e-postalarımızı bilgisayarımıza indirmiş olacağız. Yani hem e-postalarımızı bilgisayarımızda saklamış olacağız, hem de Hotmail servisinin normalde sunmadığı pekçok özelliği Thunderbird ile kullanabilme ayrıcalığına ulaşacağız. Ve ayrıca Hotmail’in yavaş çalışan web arayüzünden de kurtulmuş olacağız.

Adım adım sonuca gidelim

1-) Thunderbird içerisinden Hotmail hesabına ulaşabilmemiz için 2 adet eklenti yüklememiz gerekiyor. Bu sayfadan WebMail ve Hotmail isimli eklentileri indirin. Bu eklentileri sırasıyla Thunderbird’e yükleyin. Eklenti yükleme işlemlerini Araçlar -> Eklentiler menüsü altından kolaylıkla yapabilirsiniz.

Adım 1
Adım 1

2-) Eklentileri başarıyla yükledikten sonra Thunderbird’e şimdi bir Hotmail hesabı tanımlayacağız. Bunun için Dosya -> Yeni -> Hesap… menülerini takip edin. Açılan pencereden Web Posta seçeneğini işaretleyip İleri butonuna tıklayın.

Adım 2
Adım 2

3-) Yeni pencerede hesabımızla ilgili bilgileri gireceğiz. İlgili kutulara isminizi ve Hotmail hesabınıza ait e-posta adresinizi giriniz. Bu bilgileri girdikten sonra İleri butonuna tıklayarak bir sonraki adıma geçebilirsiniz.

Adım 3
Adım 3

4-) Bu pencerede Hotmail kullanıcı adınızını girmelisiniz. Eğer kullandığınız e-posta adresi deneme@hotmail.com ise aynı şekilde bu penceredeki kutucuğa yazmalısınız.

Adım 4
Adım 4

5-) Bu adımda, önceki adımlarda yapmış olduğumuz ayarların bir özeti gösterilecektir. Eğer yanlış bir ayar görmüyorsanız Tamamlandı butonuna tıklayarak yaptığınız işlemleri onaylayabilirsiniz.

Adım 5
Adım 5

6-) Bu adımda karşınıza Hotmail hesabınızın şifresini soran bir iletişim kutusu çıkacaktır. Bu kutuya şifrenizi girin ve Tamam butonuna tıklayın. Eğer şifrenizi her defasında girmek istemiyorsanız bu kutudaki Bu parolayı hatırlatmak için parola yöneticisini kullan seçeneğini işaretli hale getirebilirsiniz.

Adım 6
Adım 6

7-) Bu 6 adımdan sonra Hotmail hesabınız Thunderbird’ün klasör panelindeki yerini alacaktır ve Hotmail hesabınızdaki e-postalar bilgisayarınıza indirilmeye başlanacaktır. E-posta indirme işlemi biraz zaman alabilir, sabırlı olun :)

Adım 7
Adım 7

Sonuç

Ben bu işlemleri Thunderbird’in 2.0 sürümünde yaptım. Siz 1.x sürümlerinden birini kullanıyorsanız adımlarda küçük farklılıklar olabilir. Eğer 2.0 sürümüne geçmek isteyip de halâ geçemediyseniz Thunderbird 2.0 ve Yenilikleri başlıklı yazımı okuyabilirsiniz

Yahoo! web Messenger

23 Tem 2008 Kategori: Genel Konular, Web Dünyası

Yahoo! Messenger Meebo isimli servis sayesinde, kurulum gerektirmeyen ve yalnızca web tarayıcısı içerisinden çalışan mesajlaşma hizmetleri oldukça popüler hale gelmeye başladı. Microsoft ve Google gibi devler bile masaüstü mesajlaşma yazılımlarının web sürümlerini hazırladılar. İşte bunların arasına en son katılan da Yahoo! oldu.

Hakkında

Artık Yahoo! kullanıcıları webmessenger.yahoo.com adresine oturum açıp, arkadaş listesindekiler ile istedikleri anda ve istekleri yerden sohbet etme imkanı bulacaklar. Böylece başka bilgisayarlarda Yahoo! Desktop Messenger olmasa bile pratik bir şekilde sohbetlerine devam edebilecekler. Ayrıca şu durum var: Eğer dosya boyutu 10 MB’tan daha büyük Yahoo! Desktop Messenger yazılımını bilgisayarınıza yüklemek istemiyorsanız ve amacınız yalnızca yazılı olarak sohbet etmek ise Yahoo! Web Messenger çok hoşunuza gidecek demektir.

Yahoo! Web Messenger şimdilik ingilizce, çince, portekizce ve vietnamca dillerinde kullanılabiliniyor. Eğer ki Yahoo! içeriğiniz “Yahoo! Türkiye” seçeneğine ayarlı ise Web Messenger’ı kullanamıyorsunuz. Kullanabilmek için hesap bilgilerinizden Tercih Edilen İçerik ayarını “Yahoo! US” yapmanız gerekebilir.

Yahoo! Web Messenger
Yahoo! Web Messenger

Özellikler

Yahoo! Web Messenger‘da ilk başta dikkatimi çeken özellikler şunlar. Öncelikle sekmeli bir arayüz sunulmuş. Böylece konuşmuş olduğunuz her arkadaşınız için ayrı bir sekme açılıyor. Son derece yeterli, kullanışlı ve göze hoş gelen bir arayüzde sohbet ediyorsunuz. “History (geçmiş)” özelliği sayesinde de eğer isterseniz konuşmalarınızı kayıt altına alabiliyorsunuz. Oturum durumunuzu yine çevrimiçi, çevrimdışı, meşgul… şeklinde belirleyebiliyorsunuz. Ve son olarak, msn messenger kullanıcılarıyla da sohbet imkânınız var.

Sonuç

Yahoo! Web Messenger, diğer web tabanlı mesajlaşma uygulamalarının aksine Flex ile hazırlanmış. Kişisel deneyimime dayanaraktan söylüyorum ki Flex ile hazırlanmış web uygulamaları, AJAX ile hazırlanmış web uygulamalarından çok daha hızlı, güçlü ve göze hitap edebilir bir durumda. Bu sebeplerle Yahoo! Web Messenger benim gözümde meebo gibi, msn web messenger gibi alternatiflerinden çok daha başarılı.

4 adımda buton yapmak

23 Tem 2008 Kategori: Genel Konular, Web Dünyası, Yazılım

Özellikle web 2.0 tarzındaki sitelerde parlak butonların sıkça kullanıldığını görüyoruz. Çünkü parlak butonlar insanın gözüne son derece hoş geliyorlar. Photoshop, GIMP veya Fireworks gibi yazılımları kullanarak bu butonları oluşturabilirsiniz ama ben size çok daha pratik bir yöntemden bahsetmek istiyorum. Solda duran parlak mavi butonu yalnızca 4 basit adımda siz de yapabilirsiniz.

Kendi butonunuzu oluşturmak için My cool button isimli siteye girmeniz yeterli. Tüm işlemleri web üzerinde yapacaksınız. Hiçbir imaj işleme tekniğini bilmenize gerek yok.

  • 1. adımda oluşturmak istediğiniz butonun genişlik değerini piksel cinsinden belirliyorsunuz.
  • 2. adımda butonun kendi rengini ve arkaplan rengini belirliyorsunuz.
  • 3. adımda buton üzerinde bir simge görüntülenmesini isteyip istemediğinizi belirtiyorsunuz. İster öntanımlı simgelerden birini kullanın, isterseniz kendi bilgisayarınızdan bir herhangi bir simge upload edin.
  • 4. adımda ise buton üzerinde görüntülenecek yazıyı yazıyorsunuz. Bu yazının tipini, büyüklüğünü ve rengini istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

Bu 4 adımdan sonra Apply changes butonuna tıklayarak butonun bir önizlemesini görebilirsiniz. Sonuçtan memnun kalırsanız Download butonuna tıklayarak butonu, PNG formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

web 2.0 tasarım araçları

23 Tem 2008 Kategori: Genel Konular, Web Dünyası

Web 2.0 Web 2.0 ile birlikte içerikte köklü değişiklikler olmasının yanında tasarımda da büyük değişiklikler oldu. Artık daha basit, daha canlı, daha kullanışlı ve tamamen göze hoş gelen tasarımlar görüyoruz. Bu trendi yakalamak için bazı ortak teknikler kullanılıyor. Yuvarlak köşeli kutular, kalın yazı tipleri, yansımalı grafikler… gibi. Bu teknikleri tamamen kendi becerinizle yapabileceğiniz gibi hazır olarak kullanmanızı sağlayan web araçları da mevcut. İşte bu tip web araçlarından derlediğim kaynakları sizlerle de paylaşmak istiyorum.

1. Logolar

Web 2.0 ile birlikte birçok firma logosunu yeniden tasarladı. Logolara daha parlak bir görüntü verilirken, yansıma efekti de bolca kullanıldı. Ayrıca pekçok yeni açılan servis, logosuna bir BETA ibaresi yerleştirmeyi alışkanlık haline getirdi. Eğer siz de logonuzda değişiklikler yapmak istiyorsanız bu kriterleri yerine getirmelisiniz. Elbette logo tasarımı profesyonel kişilerin ellerine bırakılmalı ama basit işleriniz için Logo Creatr ve Web2.0 Logo Creator araçları da epey bir işe yarayabilir. Ayrıca Photoshop kullanıcıları şu sayfadan web 2.0 logoları için hazırlanmış stil dosyasını indirebilirler.

2. Butonlar

Web 2.0 ile o eski çirkin gri butonlar terk edilmeye başlandı. Web tarayıcılarının sunduğu klasik butonları kullanmaktansa herkes imaj işleme yazılımlarıyla kendi butonunu kendi tasarlamaya başladı. Resim olarak hazırlanan bu butonlarda özellikle cam efekti ve renk geçiş (gradient) efekti hakim. Ayrıca birçok butonda, anlamlı küçük simgeler de kullanıldığını görüyoruz. Kolay yoldan kendi web 2.0 butonunuzu hazırlamak içinse daha önce buradaki yazımda da bahsettiğim Web 2.0 free buttons maker aracını kullanabilirsiniz. Ek olarak Web 2.0 Layerstyles paketiyle de butonlar hazırlayabilirsiniz.

3. Arkaplanlar

Web 2.0 ile birlikte web sitelerinin önplanında bu kadar değişiklik yapılmışken arkaplan da unutulmadı tabi :) Web 2.0 sitelerinin arkaplanında çoğunlukla iki farklı teknik gözümüze çarpıyor. Bunlardan birincisi yatay şeritler iken ikincisi de düz renk geçişleri. Hazır olarak yatay şeritleri Stripe Generator veya Stripe Designer ile kolayca hazırlayabiliyorsunuz. Eğer ki yatay şeritlere göre gözü daha az yoran renk geçişli arkaplanlardan kullanmak isterseniz Free Fading Background Images pakedini indirebilirsiniz.

Stripe Generator

4. Yuvarlak köşeli kutular

Web 2.0 ile birlikte köşeleri yuvarlatılmış kutuların kullanımı çok yaygınlaştı. Köşeleri düz, kare veya dikdörtgen biçimde kutular kullanmak artık gerilerde kaldı. CSS‘nin 3.0 sürümüyle gelecek olan border-radius özelliğiyle de tamamen tarihe karışacağını düşünüyorum. Şimdilik, yuvarlak köşeli kutular için farklı tekniklerden faydalanmamız gerekiyor. Spiffy Corners, RoundedCornr ve CSS Rounded Box Generator araçları resim, css ve html tekniklerini kullanıyorken Nifty Corners Cube ve curvyCorners araçları da JavaScript tekniğini kullanıyorlar.

Nifty Corners Cube

5. Renk geçişleri

Bir renkten farklı bir renge veya aynı rengin koyu tonundan daha açık tonuna geçiş yapmamızı sağlayan efekte gradient ismi veriliyor. Ve bu efekti web 2.0 tasarımlarında bolca görebiliyoruz. Butonlarda, arkaplanlarda veya menülerde… Tasarımlarınıza derinlik hissi katan bu efekti hazır olarak kullanabileceğiniz araçlar da mevcut. Özellikle Ultimate Web 2.0 Gradients renk geçişli nesneler oluştururken epey bir yardımcınız olacaktır. Bununla birlikte 3. maddede bahsettiğim Free Fading Background Images pakediyle de çeşitli nesnelere renk geçişleri uygulayabilirsiniz.

Renk geçişleri

6. Rozetler

İlk maddede yeni açılan pekçok web 2.0 servisinin, logolarına bir BETA ibaresi yerleştirdiklerinden bahsetmiştim. Bu beta ibaresini güçlendirmek için tasarımcılar, rozet (badge) şeklinde imajlardan faydalanıyorlar. Bu rozetlerin asıl kullanım amacı, kullanıcının dikkatini belli bir konu üzerinde yoğunlaştırmak. Daha iyi bir örnek vermek gerekirse %50 indirime sahip bir ürünün duyurusunu rozet biçimindeki bu imajları kullarak yapabilir ve dikkatlerin o ürün üzerine çekilmesini kolayca sağlayabilirsiniz. Rozet imajlarını kendiniz de hazırlayabileceğiniz gibi internette hazır olarak da bulabilirsiniz. Web 2.0 Badges ve Free Vector Badges tavsiye edebileceğim kaynaklar.

Navigasyon sistemi bir web sitesinde oldukça önemli bir yer tutar. Bu yüzden yeterince anlaşılır ve karmaşadan uzak bir navisyon sistemi tasarlamanız gerekiyor. Basitliğin ve kullanılabilirliğin önplanda tutulduğu Web 2.0 sitelerinde oldukça hoş menüler/sekmeler görüyoruz. Kendi web sitenizde bu menülerden/sekmelerden kullanmak için CSS Tab Designer isimli ücretsiz yazılımdan faydalanabilirsiniz. Bu yazılım ile yatay veya dikey olarak pratik bir şekilde menüler/sekmeler hazırlayabilmeniz mümkün. Dynamic Drive CSS Library ise bu konuda bir diğer güzel kaynak.

Web 2.0 menüleri

8. Simgeler

Web 2.0 sitelerindeki bir diğer trend ise simge kullanımıdır. Simgeleri kullanarak anlatmak istediğiniz veya dikkat çekmek istediğiniz bir konuya odaklanılmasını kolaylaştırabiliyorsunuz. Doğru yerde doğru simgeyi kullanırsanız son derece etkili görünümler elde edebilirsiniz. Eğer simge hazırlamak istemiyorsanız veya simge satın almak istemiyorsanız ücretsiz simge sunan siteleri kullanmanız gerekiyor. İnternette yeterince ücretsiz simge sunan site var ama ben size kalite olanlardan bahsetmek istiyorum. Pixelgirl Presents, Icon Archive, Icon library ve Free Icons Web bunlardan birkaçı… Ayrıca Icon Finder ve Iconlet isimli simge arama motorları da istediğiniz bir simgeyi ararken işinizi oldukça kolaylaştıracaktır.

Web 2.0 simgeleri

9. Renkler

Renk kullanımı elbette yeni birşey değil ama web 2.0 ile birlikte üzerinde daha önemle durulan bir nokta. Artık birbiriyle maksimum düzeyde uyumlu renkler kullanılıyor. Renkler eskine oranla şimdi daha sıcak, daha canlı ve daha ferah. Kendi gözlemlerinde web 2.0 tasarımlarında ağırlıklı olarak mavi, yeşil, kırmızı, turuncu, pembe ve gri tonlarının kullandığını görüyorum. Bu tonları yakalamak için hazır renk paletlerinden faydalanabilirsiniz. Web 2.0 Colour Palette, Web 2.0 Secret Weapon ve Web 2.0 Color Scheme bu amaçla hazırlanmış renk paletlerinden…

Web 2.0 renkleri

10. Yazı tipleri

Web 2.0 ile birlikte özellikle yazı boyutlarındaki artış hemen göze çarpıyor. Eskisine oranda daha büyük ve daha kalın yazılar kullanılıyor. Yine basitlik adına eskisine oranla daha az yazı kullanıldığını görüyoruz. Böylece ferah bir görüntü elde etmek için web sayfasında yer yer boşluklar oluşturulmuş da oluyor. Yazı tipine gelince ise aslında bu konuda pek bir sınırlama yok. Yine de düzgün hatları olan, kolayca anlaşılabilir yazı tipleri kullanmaya özen göstermeliyiz. Web 2.0 sitelerinde ne tür yazı tipleri kullanıldığını görmek açısından Great Fonts for Web 2.0 sayfasına bakabilirsiniz. Ücretsiz olarak yazı tipi indirmek içinse Urbanfonts, Dafont ve Better fonts gibi kaynakları kullanabilirsiniz.

Kırım-Kongo Hemorajik Ateş virüsü tarafından neden olunan hemorajik ateş hastalığı ilk defa 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde görülmüştür. Sovyet askerleri arasında sıkça rastlanmıştır. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi ismi koyulmuştur.

Kongo virüsü ise 1956 yılında Zaire’de ateşli bir hastadan tespit edilmiştir. 1969 yılında ise Kongo virüs ve Kırım Hemorajik Ateş virüslerinin biyolojik olarak benzer virüs olduğu gösterilmiştir. Yani akraba virüs de diyebiliriz yada daha sonradan iki virüsün genetik olarak birleşimi …

İNSANLARA NASIL BULAŞABİLİR :

Kırım-Kongo Hemorajik Ateşi virüsü insanlara Hyalomma cinsi keneler ile bulaşıyor. Hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur. İnsanlar virüsü ya enfekte kenelerin ısırması ile, ya da viremik hayvanların kesilmesi sırasında hayvana ait kan ve dokulara temas ile almaktadır. Kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktördür.Ve ülkemizde bu salgın başladı hemde ölümcül bir salğın şimdiden 4 kişi hayatını kaybetti. ve bundan sonrada sanırız devam edecek özelliklede piknik yerlerinde çıplak ayakla dolaşanlardan ….

Nisan ve Ağustos aylarında görülmektedir. Genelde 1 - 2 gün içerisinde hastalık
ortaya çıkar Fakat bu süre 13 Güne kadar da uzayabilir.
VE EN ÖNEMLİ NOKTALARDAN BİRİSİ :
İstanbul’da ne işi var kene nin gibi sözlerle kendimizi kandırmayalım herhangi bir aracın çamurluğundan tutunda bir kedi veya köpekle seyahat edip istanbul’a kadar bir kenenin gelmesi günümüz dünyasında çok basit hatta ve hatta bir uçak kargosunda bile gelebilir. Siz siz olun Piknik yerlerinden sonra arabanızı yıkatın çıplak ayakla piknik yapmayın ve çok çok dikkatli olunuz.
 

Evet böyle bir soru sorup kendi kendime düşündüm sanırım cevabı buldum sizlerlede paylaşmak isterim. Bilmiyorum bu sadece benim yorumum doğru yada yanlış ….
Bundan kısa bir süre önce hepimizin bildiği gibi KUŞ GRİBİ HASTALIĞIYLA MÜCADELE için yaklaşık 2- 3 milyon arası TAVUK katlettik yada TEMİZLEDİK diyelim.. Şimdi ne alaka KKKA hastalığıyla KUŞ GRİBİ diye sorarsanız hemen devam edelim. DOĞA bir denge üzerine kuruludur. Bildiğiniz gibi doğada ki bir neslin tükenmesi besin zincirinin etkilenmesinden tutunda diğer tür canlı nesilllerin popilasyonlarına kadar etkili olabilmekte işte biz biz insanlar kendimizi korumak için yada şöyle de diyebiliriz kendi neslimizin devamı için diğer bir Canlı türüne kasıtta bulunduk. TAVUK lara yada KUŞ türlerine diyebiliriz. 3 Milyon civarı TAVUK KATLETTİĞİMİZE göre şöyle bir hesap yapın her tavuk ömrü hayatında 1 tane KENE yemiş olsaydı 3 milyon tane kene bu gün tavukların midesinde taşlıklarında hasmedilmiş olacaktı YANİ BU KADAR FAZLA KENE ve KENE HASTALIĞI KENE ÖLÜMÜ İLE KARŞILAŞMAYACAKTIK..

Ne zaman egzersiz yapmalı?

22 Tem 2008 Kategori: Genel Konular
Sağlıklı bir yaşam sürmek için egzersiz yapmak şart.

Bu yola girmeden önce vücudunuz için doğru saati öğrenmelisiniz.

Sabah saatlerinde yapılan hafif bir koşu, metabolizmanın hızlanmasına destek verebilir. Bu konuda uzmanların değişik görüşleri var. Sindirim, eklem hareketleri, dolaşım sistemi, metabolizma ve hatta biyoritmleri göz önünde bulunduran uzmanlar, bu parametrelerin hangilerinin diğerlerine nazaran daha öncelikli olduğuna bağlı olarak birbirinden farklı görüşler ileri sürüyorlar. Bu durum apayrı bir kafa karışıklığı yaratabiliyor.

Biraz kafa karışıklığı riski yaratmak riskine rağmen biz burada vücudun en fazla miktarda kalori yaktığı zaman dilimlerini esas alarak egzersiz yapmak için en uygun zaman dilimini araştıracağız. Egzersizin anlamı pek çok kişi için zaten ‘kalori yakmak’ anlamına geldiğine göre, bu mantık hiç de yanlış sayılmaz.

Kalori yakmak için metabolizma oranlarınızı yükseltmeniz gerekir. Burada orandan kastedilen şey vücudunuzun enerji harcama oranıdır. Bu oranı elinizden geldiğince yükselttikten sonra bazal metabolizma üzerine eğilebiliriz. Bazal metabolizma oranı ise vücudun dinlenme halindeyken yaktığı kalori oranıdır. Bu oranı da yükseltmek elinizdedir.

Egzersiz yaptığınız her seferde kalori yakışınız artar ve siz egzersiz yapmayı bıraktıktan sonra yavaşça bazal orana döner. Azalma oranı oldukça yavaştır ve bu yüzden de siz egzersiz yapmayı bıraktıktan saatler sonra bile vücudunuz kalori yakmaya devam edecektir.

Zamanınızın çoğunu oturarak geçirdiğiniz bir ofiste çalışıyorsanız, vücudunuzun özel olarak sıkı çalışması gerekmiyor demektir ve metabolizmanız son derece yavaştır. Uykuya daldığınızda ise metabolizmanız en düşük düzeye iner.

Bu prensibe dayanarak en yüksek randımana ulaşabilmeniz için, kalp atış hızınızı düzenli bir şekilde arttırarak zamanla metabolizmanızı gün boyunca daha yüksek bir orana da getirebilirsiniz.

İKİ KEZ EGZERSİZ

Mağaralarda yaşayan atalarımız gibi günde bir kaç defa dışarı çıkıp yemeğiniz için avlanmanız gerekseydi çok kolay kilo verebilirdiniz. Bugünkü modern dünyanın şehirlerinde böyle bir şeyi gözünüzün önünde canlandırmak bile saçma, ama temel prensip hala geçerli.

Metabolizmanızı 30 dakikalık bir süre için çok yüksek düzeye çıkarıp daha sonra metabolizmanızın yavaşça inişe geçeceği bir kaç saatlik bir süreyi dinlenmeye ayırırsanız, bu süreci düzenli olarak tekrarlamanız durumunda hem bazal hem aktif metabolizmanız daha yüksek bir düzeye erişecektir.

Kalori yakmak için işte size iyi bir reçete: yemekten sonraki sindirim sürecinde metabolizma yükseltici hafif egzersiz yapın.

Bugünkü modern dünyada bu pratiği nasıl gerçekleştirmeli? Jimnastik salonuna günde iki kere gidin veya günde bir kere koşu yapın ve bir kere jimnastik salonuna gidin. Ya da çalışma programınızı esnetebiliyorsanız, normalde iş yaptığınız saatlerde egzersiz yapın. (Hayır, çalışma elbiselerinizle değil tabii ki. İyi bir egzersizde gerçekten terlemeniz gerekir. Egzersiz esnasında vücudunuzu ısınıp terlemiyorsanız, iyi bir egzersiz yapmıyorsunuz demektir.)

Bu tür bir yaklaşım sizin günlük metabolizmanızı gözle görülür şekilde artıracaktır. Çok zaman gerektiren ve pek de pratik olmayan bir yaklaşım olduğunu itiraf etmek gerek. Günde iki kere egzersiz yapmak sizi egzersizden çabucak soğutacaktır ayrıca.

SPOR SABAH YAPILMALI

Uyumak metabolizma üzerinde en düşürücü etkiyi yapıyorsa, gece saatlerinde egzersiz yapmak gerçekten boşa harcanmış zaman demektir. Öyleyse sabah egzersiz yapmak için daha iyi bir zamandır. Fakat unutmamak gerekir ki vücudunuz aç-kapa türü çalışan bir mekanizma değildir.

Dolaşım düzeylerini artırmak ve kasları esnetmek zaman alır. Bu açılardan değerlendirildiğinde sabah erkenden yapılacak egzersiz, ideal bir egzersiz değil diye düşünülebilir. Kalori yakış hızını boş bir mideyle yakaladığınızda, vücudunuz sıkı bir egzersiz için gerekli olan yakıttan mahrum kalmış demektir.

Sabah saat 9′da egzersiz yapmayı planlamışsanız, sabah kahvaltınızı 7:30 gibi yapmanız uygun olacaktır. Vücut esnekliği ve hareketliliğini kazanmak için bu süreye ihtiyacınız vardır.

Haftada 3 veya dört defa, günde iki defa 30′ar dakikalık egzersiz yapmak, kalori yakmak için en uygunudur. Sabah 9 ve öğleden sonra 3 saatleri, günde yapılacak iki egzersiz için en verimli saatler olacaktır. Çalışma düzeniniz elvermiyorsa, tabii ki buna uymak için kendiniz zorlamamalısınız.

Öğle yemeğinin ardından yapılacak sıkı bir yürüyüş ve akşam yemeğinden bir saat kadar önce 30 dakikalık bir egzersiz -akşam yemeğini son derece hafif yemeniz kaydıyla- gene metabolizmanızı yükseltici etki yapacaktır.

Kanserle mücadelede tütün aşısı

22 Tem 2008 Kategori: Sağlık
Bağışıklığı harekete geçirebilen bir aşı geliştirildi.
Stanford Üniversitesi’nden Profesör Ronald Levy’nin başkanlığındaki ekip tütün aşısının yan etki olmadan kanser tedavisine bir çare olabileceğini belirtti.

Levy ve ekibi, geliştirilen aşıyı lenf bezi kanserine yakalanan 16 hasta üzerinde denedi. Hiçbirinde yan etki görülmeyen hastaların yüzde 70′inden fazlası da bağışıklık geliştirdi.

Sadece tütün bitkisine zarar veren virüse, bir kanser hastasından alınan antikor genleri eklendi. Bu yeni virüse maruz bırakılan tütün bitkisi, bir protein fabrikası gibi çalışmaya başladı.

Bağışıklık sisteminin kansere karşı uyarılması fikrinden yola çıktılarını söyleyen Levy, “Bağışıklık sistemi harekete geçtiğinde kansere saldırıp onu öldürebileceğini biliyoruz” diye konuştu.

Bağışıklığın uyarılmasının kanser hastalarının tamamen iyileşmesi için yeterli olup olmadığının henüz kesin olarak bilinmediğini belirten araştırmacılar yine de bir gün bu tekniğin özellikle ağır bazı kanserlerin iyileştirilmesini sağlayacağını umuyor.

Böylece kansere karşı bitki esaslı bir aşı insanlar üzerinde ilk kez denendi. Bu aşının önemli yanlarından biri de hızlı geliştirilebilmesi ve fiyatının çok pahalı olmaması.

Protein elde etmek için hayvanların kullanıldığı sürecin aylar alabildiğini belirten Profesör Levy, bitkileri işlemenin çok masraflı olmadığını söyledi. Levy, “Tütün bitkilerinin nasıl yetiştirildiğini çok iyi biliyoruz. Bir hafta sonra protein elde edebiliyoruz. Bu kadar hızlı” diye konuştu.

Araştırma, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlandı.

Haber: AA

Prostat kanserine karşı ilaç

22 Tem 2008 Kategori: Genel Konular
Prostat kanseri türüne karşı etkili ilaç geliştirildi.
Kanser tedavisi alanında 70 yılın en önemli gelişmelerinden biri olduğu belirtilen ”Abiraterone” adlı ilaçla hastalığın halen uygulanan kemoterapilere karşı dirençli ve öldürücü türünde yüzde 80′e varan tedavi imkanının ortaya çıktığı ifade edildi. İlacın kanseri geliştiren hormonları bloke ederek sonuç verdiğine dair açıklamaları değerlendiren İngiltere Kanser Araştırmaları Enstitüsü de ilacın 2-3 yıl içinde tablet olarak piyasaya çıkabileceğini bildirdi.
İlacın halen bütün dünyadaki değişik kliniklerde yatan 1200 hasta üzerinde denenmekte olduğu, bu yılın ilerki aylarında klinik denemelerin ilerki aşamalarına geçileceği belirtildi. İngiltere’de yılda ortalama 35 bin erkeğin yakalandığı, 10 bininin hayatını kaybettiği prostat kanserinin saldırgan ve ölümcül türüne yakalanan hastaların kemoterapinin ardından ortalama ömür beklentileri 18 ay oluyor. Abiraterone, vücuttaki tüm hormon üretimini engelleyerek etki ediyor.

Klinik deneylere katılan hastalarda kanserli tümörün küçüldüğü ve prostat kanserine has antijen PSA’nın düştüğü gözlendi. Hastaların yaşam kalitesinde artış, hastalığın kemiklere sıçraması sonucu oluşan ağrılarda önemli azalma kaydedildi. Ancak hastaların yaşam süresinin ne kadar uzadığı ilerleyen aşamada ortaya çıkacak. Bu arada araştırmaları yürüten ekibin başkanı Dr. Johann de Bono, bulgularının doğrulanması için daha geniş klinik deneylere ihtiyaç bulunduğunu bildirdi. Bilim çevreleri de sonuçların umut verici göründüğünü, ancak kesin karar varmak için daha geniş denemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

Diş fırçası ve dolgu tarihe karışıyor!

22 Tem 2008 Kategori: Sağlık
Bilim adamları diş fırçalarının tarih olacağını belirtiyor.
Leeds Diş Enstitüsü’nde görevli bilim adamları dolgu ve diş fırçasını 3-5 yıl içerisinde tarihe gömecek yeniliklere imza attıklarını duyurdu

Geliştirilen solüsyon, çürüyen dişi oyup dolgu yapmaya gerek kalmadan dişin kendi kendini tedavi etmesini, ya da aynı bölgede diş çekildikten sonra yeni bir diş çıkmasını sağlıyor. Bu teknolojinin 5 yıl içinde hazır olması bekleniyor. Yine aynı enstitüdeki bilim adamları ayrıca diş fırçasından çok daha etkili temizlik sağlayan bir ağız gargarası geliştirdi.

Haber: Vatan

Tüm Zamanların En iyi şarkısı

22 Tem 2008 Kategori: Genel Konular
Queen’nin ‘Bohemian Rhapsody’ adlı parçası seçildi.
10 bin kişinin oy kullandığı sıralamada Queen’nin ”Bohemian Rhapsody” adlı parçası tüm zamanların en iyi şarkısı seçildi.

İngiltere’nin single listeleri göz önüne alınarak yapılan oylama ‘onepoll.com’ adlı sitede gerçekleştirildi.

10 bin kişinin katıldığı oylamada 1975 Noel’inde İngiltere listelerinde 1 numaraya yükselen “Bohemian Rhapsody” birinci sırada yer aldı. Şarkı, 1991 yılında, Queen’in solisti Freddie Mercury ölünce de birinci sıraya yükselmişti.

İkinci sırada Village People’ın diskolarda çok çalınan parçası “Y.M.C.A” yer alırken üçüncü sırada Bryan Adams’ın “Robin Hood: Prince of Thieves” filmi için yaptığı “(Everything I Do) I Do It for You” - adlı şarkısı yer aldı.

İŞTE TOP 10

1. “Bohemian Rhapsody” – Queen
2. “Y.M.C.A.” – Village People
3. “(Everything I Do) I Do It for You” – Bryan Adams
4. “Angels” – Robbie Williams
5. “Red, Red Wine” – UB40
6. “Imagine” – John Lennon
7. “Sweet Child O’ Mine” – Guns N’ Roses
8. “Billie Jean” – Michael Jackson
9. “Dancing Queen” – Abba
10. “Can’t Get You out of My Head” – Kylie Minogue

Ad: Yaoti